Kadınların kazanımı: Seçme ve seçilme hakkı

  • 09:06 5 Aralık 2021
  • Güncel
 
Derya Ren
 
DİYARBAKIR - Kadınların seçme ve seçilme hakkını verdiği mücadele sonucunda elde ettiğini söyleyen Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Raifa Alkış, “Kadınlar o hakları kendi dişi ve tırnağı ile elde etti. Kadınlar kendi kazanımları ile ayakta duruyor” dedi. 
 
Türkiye’de kadınların yıllarca verdikleri mücadele sonucunda seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1930’da elde etmeyi başardı. Aynı yıl içerisinde ve devamında kadınlar sırasıyla belediye seçimlerine katılma, muhtar olma, köyde kurulan ihtiyar meclislerinde ve milletvekili seçimlerine katılmaya başladı. 8 Şubat 1935 Türkiye Genel Seçimleri’nde 17 kadın milletvekili ilk kez Meclis’e girdi. Ara seçimlerde bu sayı 18'e ulaştı. 
 
Kadınlar sonraki yıllarda ise birçok defa yönetimde yer almak istemesine rağmen adaylıkları, erkek vekillerin oyları ile reddedildi. Sonraki yıllarda da hem yerel hem de genel seçimlerde daha aktif rol oynamaya devam eden kadınlar, günümüzde de kadın kazanımları için mücadelesini sürdürüyor.  
 
Kadınların verdikleri mücadele sonucunda 87 yıl önce bugün seçme ve seçilme hakkını elde etmesine ilişkin Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Raifa Alkış ile konuştuk.
 
'Seçme ve seçilme hakkı kadınların kendi kazanımıdır'
 
Türkiye’de kadınların tarih boyunca büyük sıkıntılar yaşadığını belirten Raifa, toplumsal cinsiyet ile beraber kadınlara belli rollerin biçildiğini ifade etti. Raifa, “Kadınlar tarih boyunca kadın düşmanı politikalara karşı direndi. 5 Aralık seçme ve seçilme hakkı erkeğin kadına verdiği bir lütuf değildir. Kadınların verdikleri mücadele ile elde ettiği bir haktır. Dünyanın her yerinde kadınlar direniyor. Bu direnme ile beraber Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Kadınlar kendilerine çizilen sınırları ihlal ettikleri için seçme ve seçilme hakkı elde ettiler. Bu kimsenin onlara verdiği bir ödül değildir. Kadınların kendi kazanımıdır" dedi.
 
'Kürt kadınlarıyla beraber parlamentoda kadın sayısı arttı'
 
Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinin tarihçesini anlatan Raife, kadınların nüfusun yüzde 51'ini oluşturduğunu ancak vatandaş olarak kabul edilmediğini söyledi. Raifa, Türkiye'de kadınlara seçilme hakkının verilmesinin ardından 18 kadının Meclis’e girdiğini kaydederek, "Kürt kadınlarının parlamentoya girmesiyle beraber milletvekilli kadınların sayısında artış yaşandı. Şu an toplamda Meclis’te 101 kadın vekil var. Bu durum kadınların kazanımları sonucunda oluştu. Ancak bu sayı yetersizdir. Yönetim birimlerinde kadınlar ciddi bir kota ile karşı karşıya kalıyor. Parlamentoda kadınların sayısının az olması ülkede ciddi sorunların çıkmasına neden oluyor" ifadelerini kullandı.
 
'Biz kendi hakkımız ile elde ettik'
 
Mücadele içerisinde olan ve seçilmiş kadınların hedef alındığını sözlerine ekleyen Raifa, "Örneğin Ayşe Gökkan Kürt kadınlarının öncü isimlerindendir ancak onun mücadelesini sekteye uğratmak adına 30 yıl ceza verildi. Öte yandan Leyla Güven bu halkın seçilmiş vekiliydi. Ancak Kürt kadınlardan, mücadelesinden korktuklarından kaynaklı tutukladılar. Eşbaşkanlık sistemi hükümet tarafından sürekli hedef alınmakta. Ancak eşbaşkanlık kadınların seçme ve seçilme hakkını doğru kullanmasıdır. Erkekler kadınları sadece üreme aracı olarak kullanmak istiyor. Hükümet ve erkek kadınları kendi verdikleri şeyler ile yetinmesini istiyor. Lakin kadınlar onların verdikleri ile değil, kendi kazanımları ile ayakta duruyorlar. Biz kadınlar toplumun yüzde 51'ini oluşturuyoruz. Ve elde ettiğimiz hakları biz kendi dişimiz ve tırnağımız ile aldık" şeklinde konuştu.